Son Güncelleme: Çarşamba, 20 Nisan 2011 10:28 Ebru BAŞAR tarafından yazıldı. Çarşamba, 20 Nisan 2011 08:49
Dün, Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Kulübü olarak TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezini ziyaret ettik. İlk olarak bize orayı tanıtan on dakikalık bir sunu gösterildi. Sunu bittikten sonra Elele Kafeterya’sında gazilerle konuşmaya gittik.
Oraya gidince ilk olarak arka tarafta tek başına oturan tekerlekli sandalyeli bir gazi dikkatimi çekti. Bende hemen yanına oturdum. Bize içtenlikle merhaba dedi. Masamıza başka sınıftan kızlar da oturdu. Başta çok güzel sohbet ediyorduk ama sonra sohbet birden durdu. Hocamızın getirdiği hediyeyi verdik. Çok sevindi. Kitap okumayı çok sevdiğini söyledi. Bir süre sonra etraftaki herkes sohbet ederken biz birbirimize bakıyorduk. Merak ediyorduk ama gazinin nasıl sakatlandığını soramıyorduk. Yanlış bir şey söyleyip onu kırabilirdik. Hocamız masaya geldiğinde gazi olmadan önce nerede askerlik yaptığını sordu, Aydın’da askerlik yaptığını trafik kazasında sakat kaldığını söyledi. Hocamız sormasa biz soramadığımız için öğrenemeyecektik. Daha sonra yanımıza kör bir gazi geldi. Çok sıcak biriydi. 2008 yılında Kuzey Irak’taki Güneş Harekâtı’nda gözlerini kaybetmiş. Bize oradaki çatışmayı anlattı. Kendisine ‘‘Teslim olun’’ diye bağıran kadını nasıl vurduğunu, kaç arkadaşının öldüğünü, kaç kişiyi öldürdüğünü… O bunları anlatırken çok kötü olmuştum. Eminim masadakilerde kötü olmuştu. O sırada aklıma orada bu insanlar yaşam mücadelesi verirken, vatanı için çatışırken; acaba ben ne yapıyordum diye düşündüm. Gözünü kaybetmesine rağmen gülerken, ben neden en ufak bir şeyde üzülüyordum. Ben bunları düşünürken hocamız geldi. Oradan ayrılmamız gerektiğini söyledi. İyi ki de gidiyorduk, yoksa dayanamaz ağlardım. Oradan çıkınca bize merkezi gezdirdiler. Bence herkesin en sevdiği yer Ebru sanatını anlattıkları yerdi. Hepimiz sırayla bu sanatı denedik.
Birkaç atölye daha gezdikten sonra gitme vakti gelmişti. Burayı gördüğüm için çok mutlu oldum. İyi ki gelmişiz.