Son Güncelleme: Çarşamba, 20 Nisan 2011 10:34 Ayşenur KESKİN tarafından yazıldı. Çarşamba, 20 Nisan 2011 07:58
Her şey Tuğçe’nin kalem ve silgisini kaybedip yenilerini almasıyla başlar.
Sabah kalkar, çantasını hazırlayıp okula gider. İlk ders Dil ve Anlatım’dır. Öğretmen, bir kompozisyon yazmalarını ister; imla kuralları ve yazı güzelliğinin önemini vurgular. Tuğçe’nin bunu duyunca morali bozulur. Çünkü yazısı çok kötüdür ve genellikle imla kurallarına dikkat etmemektedir. Öğretmen konuyu verir, yazmaya başlarlar. Bir ders saati süreleri vardır. Tuğçe ne yazacağına karar vermiştir ama her seferinde yazının düzgün olması gerektiğini hatırlar ve güzel yazamadığı cümleleri silip tekrar yazar.
Tuğçe her yazdığını sildiği için, kalem silgiye sinirlenmeye başlar. Kalem yazar, silgi siler. Kalem yazar, silgi siler. Kalem silgiye bağırmaya başlar. ”Yeter artık, her yazdığını silme!” Tuğçe bunların hiçbirini duyamaz. Zaman azaldıkça Tuğçe telaşlanır. Daha hızlı yazayım derken, daha fazla hata yapar. Kalem gittikçe sinirlenir. Silgi, kalemin yazdıklarını silmesine kızmaktadır. Kalem de Tuğçe az çok aynı şeyleri yazdığı ve silgiyle kendini karşı karşıya getirdiği için. Zil çaldığında Tuğçe kompozisyonu bitirmiştir. Diğer derslerde de benzer olaylar devam eder. Kalemli silgi sürekli tartışırlar. Çıkış zili çalar, Tuğçe eve gider. Her zamanki gibi yemek yer, ödevlerini yapar, televizyon izler ve yatar. Kalem ve silgi hala tartışmaktadır. Tartışma büyür ve kavgaya dönüşür. Kavga ederlerken kalemlik yere düşer. Kalem bu duruma daha fazla dayanamaz,” Bu kadar da olmaz artık” der ve çekip gider. Nereye gittiğine bakmak için kalemlikten çıkan silgi de, yerde uyuyakalır.
Tuğçe sabah uyandığında, kalemliğin yerde olduğunu fark eder. O, en son masada bıraktığını hatırlamaktadır. Üstelik fermuarı da açıktır. Kalemlikte kalemi de silgisi de yoktur. Bu duruma bir anlam veremez, uyku sersemi olduğunu düşünüp yüzünü yıkamaya gider.
Sizin de kaybettiğiniz eşyalarınız olmuştur. Kim bilir belki de, size veya beraber yaşadıkları arkadaşlarına kızıp gitmişlerdir.